Görsel Tasarımın Temel İlkeleri

Nokta:  Nokta tasarım oluşturmada birinci dereceden önemli eleman olup diğer görsel tasarım ögelerinin oluşmasını sağlamaktadır. Boyutsuz tasarım elemanıdır. Objektif tanımı ile yer belirleyici bir işarettir. Nokta açık, koyu, büyük, küçük, dağınık, planlı, yan yana gelerek çizgi, eşit aralıklarla kullanılan noktalar yüzey oluşturabilecek etkinlikte kullanılabilir.

Yüzey: Üzerinde iki boyutlu çalışmaya olanak veren her türlü alandır. 

Işık-Gölge: Işığın nesneler, objeler ve cisimler üzerinde yayılırken oluşturduğu açık orta ve koyu ton değerlerine ışık-gölge denebilir. Işık, objeyi her noktadan aynı şiddetle aydınlatmadığı için; ışığın geliş yönüne yakın yüzeyler daha fazla ışık aldığından açık; ışığa uzak ve arkada kalan yüzeyler daha az ışık alacağından koyu görünürler resim dilinde buna açık-koyu denmektedir .

Mekân (Boşluk): Bir nesnenin etrafındaki, altındaki, arasındaki ve içindeki alana denebilir. Sanatta iki tip mekân bulunmaktadır; gerçek mekân ve resimsel mekân. Gerçek mekân, boş veya nesnelerle dolu olabilen üç boyutlu hacime denir, resimsel mekânsa kağıdın, tuvalin veya diğer malzemelerin düz yüzeyi olarak tanımlanabilir.

Biçim: Bir nesnenin görme ya da dokunma duyularıyla algılanabilmelerini sağlayan kendine özgü gerçekliği olarak tanımlanabilir. Her biçimin kendine özgülülüğü vardır. Bir kürenin yuvarlaklığı ve küpün de köşeleri gibi… Biçim çizginin hareketinden doğar, iki boyutludur uzunluğu ve genişliği vardır, derinliği yoktur, kapalıdır. Biçim nesnelerin sınırını niteler . 

Form: Dar anlamı ile form, bir yüzeyin sınırlanarak, ötekisinden ayrılmasıdır. Diğer bir tanımı ise bir bütünün karakteristik tüm özelliklerini taşıyan genel görünüş formdur. Form üç boyutlu anlatım olarak tanımlanabilir. Biçim, çizgi, renk ve açık-koyudan oluşmuş yüzeydir. Form çeşitleri sınırsızdır; simetrik, asimetrik, organik inorganik, kübik, doğal, yapay, durgun veya dinamik görünümler gösterebilir . 

Çizgi: Görsel tasarımda en fazla kullanılan ögelerden biridir, dikkati belirli bir noktaya çekebildiği gibi belirli bir yolun izlenmesini de sağlayabilmektedir . Çizgiler yön ve hareket gösterebilir, şekilleri ayırma ve birleştirme işlevi görebilmektedirler. Bu bağlamda materyalin genel kurgusunun oluşturulacağı temel yapı taşları olarak ifade edilebilirler.  

Çizgi ,dikkati belirli bir noktaya çekebildiği gibi belirli bir yolun izlenmesini de sağlayabilir. Çizgiler yön ve hareket gösterebildiği gibi şekilleri ayırma ve birleştirme işlevini de görebilmektedir . Çizgi genişliği ve derinliği olmayan tek boyutlu geometrik şekle denir. Farklı anlatımlarla çizgi eninden daha uzun işarettir veya sınırsız sayıda noktalara verilen isimdir. Çizgiler nesnelerin çevrelenmesinde veya kenarların oluşturulmasında kullanılabilmektedir.  

Çizgi tek başına veya diğer çizgilerle ya da yüzeylerle kombinasyonlar oluşturarak organize olabilir. Dokulaşabilir . Göze rehberlik eder. Hareketi görselleştirir. Anlatım, konu, tema oluşturabilir. Evrensel bir anlam taşıyabilir. Çizgiler farklı biçimlerde olabilir; kıvrımlı-düz, ince-kalın, hafif-keskin, dağınık-kontrollü. Çizgilerin farklı nitelikleri farklı anlamlar veya duyguları yansıtabilir: kıvrımlı bir çizginin doğal ve canlılık imgesi vereceği gibi dümdüz ve kırık çizgiler insan yapımı ve mekanik bir duygu verebilmektedir. 

Değer: Işığın bir özelliği olan değer, tasarımın önemli unsurlarından birisidir. Parlaklık ya da ton olarak da adlandırılmaktadır. En yüksek değer karşıtlığı için yalnızca siyah ile beyaz renkler kullanılabilmektedir.

Şekil: Bir yüzey üzerine yaratılan iki boyutlu biçime denir. Farklı şekiller bir araya gelerek anlamlı bir bütün oluşturabilmektedirler (Madran, b.t.). Şekiller kimi zaman herhangi bir cismin sadece kenar çizgileriyle görüntülenmesinde kullanılırlar. Bunu siluet olarak ifade etmek de mümkündür. Şekiller, siluet gibi detaylı olmayan kavramların ifade edilmesinde kullanılabildiği gibi mimari çizimlerde görülen karmaşık yapıları da meydana getirebilmektedirler .  

Şekil kapalı bir çizgisel ögenin çevrelediği alan, farklı renk, değer veya dokuyla oluşturulmuş bir alan, şekiller tarafından çevrelenmiş bir alan olarak ifade edilir. Şekil yükseklik ve genişliği olan ancak derinliği olmayan iki boyutlu bir nesnedir. (“Tasarım Unsurları ve”, 2012) Geometrik şekiller daire, kare, üçgen, dikdörtgen gibi düz kenarları ve tutarlı eğimleriyle keskin ve kırıktır. Şekiller doğada bulunabilmektedirler. 

Alan: Görsel materyallerde alan kullanımı materyalin anlaşılabilir olması açısından büyük önem taşır. Kapalı (dolu) ya da açık (boş) alanlar olarak ikiye ayrılabilecek alan kullanımına en güzel örneklerden biri dergi ya da kitap tasarımlarıdır (Madran, b.t.). Bu tasarımlarda sayfanın tamamı metin ya da şekillerle doldurulmaz. Okuyucunun içeriği daha rahat takip edebilmesi için boş alanlara yer verilebilir. Görsel materyalde alan kullanımı materyalin anlaşılabilir olmasını sağlayabilmektedir. 

Alan iki boyutlu tasarımda zorunlu olarak düzdür; genişlik ve yüksekliği vardır ama derinliği yoktur. Gören kişinin zihninde boşluk illüzyonu yaratabilecek belli işaretler vardır. Bu işaretler kullanılarak sanatçılar ve tasarımcılar üç boyutlu olarak algılanabilecek resimler yaratabilirler. Ölçü, boşluk illüzyonu yaratmak için en kolay yollardan birisi olabilmektedir.  

Boyut (Ölçü): Görsel tasarım içerisinde kullanılan bir cismin boyutu çoğu zaman yanıltıcı olabilir (Madran, b.t.). Cisim diğer cisimlerle birlikte kullanıldığında boyut açısından bir anlam ifade eder. Bir grafik tasarım ürünü, daima değişik ve belirli ölçülere sahip görsel unsurların bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Ölçüler büyüdükçe, etkileyicilik ve algılanabilirlik de artabilmektedir. 

Doku: Görsellerin çoğu iki boyutludur. Bu görsellerde doku ve desen kullanarak üçüncü bir boyut eklemek mümkün olabilmektedir (Madran, b.t.). Doku, görselin hem daha gerçekçi görünmesine, hem de zeminle cisim arasında oluşan farklılık sayesinde daha rahat algılanmasına yardımcı olabilmektedir. 

Doku, görselin hem daha gerçekçi gözükmesine hem de zeminle cisim arasında oluşan farklılık sayesinde daha rahat algılanmasına yardımcı olabilmektedir (“Görsel Tasarım Ögeleri”, 2014). Doku, bir nesnenin yüzey kalitesidir, pürüzlülüğü veya pürüzsüzlüğüdür, bir dokunsal yüzey hissidir şeklinde tanımlanabilmektedir. 

Görsel dokular gerçek dokuların değer ve renk motifleri çoğaltılarak yaratılabilir. Görsel doku işaretlerin ve şekillerin tekrarlanması yoluyla da oluşturulabilir. Bir sayfa üzerinde harfler ve kelimeler görsel doku yaratabilir ve farklı ölçüler ve metin arası boşluklar dokunun görünüşünü değiştirebilir. Görsel tasarımın üç ana unsuru vardır. Bunlar görsel unsurlar, yazılı unsurlar ve destekleyici unsurlardır.

Leke: Resim yüzeyi üzerinde boya ile yapılan izdir. Başka bir değişle leke, resim sanatında yüzeyin homojen biçimde tek bir renk kullanılarak örtülmüş parçası olarak tanımlanabilmektedir.  Leke; açık, orta ve koyu tonda üç değer olarak incelenebilir.  

Renk: Görsel materyallerde önemli bir unsur olmakla birlikte etkililiği bilinçli kullanılmasına bağlıdır (Madran, b.t.). Yanlış tema ve renk tercihleri materyalin kullanımını olumsuz yönde etkilemekte, özellikle okunabilirlik açısından sorunlara yol açmaktadır. Görsel materyalde önemli bir unsur olmakla birlikte etkililiği bilinçli kullanılmasına bağlı olabilmektedir . Bir renk kendisini çevreleyen renkler dikkate alınmadıkça doğru olarak değerlendirilmeyebilir.  

Renkler ana ve ara renkler olarak ikiye ayrılır. Renk ışığın cisimlere çarptıktan sonra yansıyarak görme duyusuna bırakmış olduğu etkidir. Renkler ışıkla birlikte oluşurlar, insanların üzerinde birçok değişik duygular uyandırırlar . Gerçek dünyada insan gözünün algılayabildiği toplam renk sayısı, yaklaşık 10.000.000’dur. Ancak renkleri çıplak gözle görmenin ve algılamanın, ışık, hava koşulları ve çeşitli çevresel şartların da etkilediğini hesaba katılırsa bu rakam sonsuza ulaşabilmektedir.  

Işık ana renkleri, kırmızı, mavi ve yeşildir, hepsinin karışımı beyazı oluşturur. Boya ana renkleri ise magenta, cyan ve sarı’dır. Renk göz ile yakalanan bir ışık tesiridir. Işığın eşya üzerine çarpmasıyla, yansıyan ışınlardan gözde meydana gelen duyumların her birine “renk” denebilir.  

Renk anlamı; ışık, göz ve beyinle idrak edilebilir. Bu sebeple renk anlamı üç sistemde ele alınabilir, bunlar; (“Renk nedir?”, 2019) Psikolojik sistemde renk: Beyinde uyanan bir durumdur, mavi duyum gibi. Fizyolojik sistemde renk: Çeşitli ışık cinslerinin göz retinası üzerinde, sinirler vasıtasıyla meydana getirilen, fizyolojik olaydır. 

Işığın görünüş hadisesi fizyolojiktir, renk ise bir duygudur. Yaşayan varlıkların sinir sistemlerinde mevcuttur. Son olarak fiziksel sistemde renk: (Işıkla spektrum ile) Ölçülerle ve rakamlarla geniş olarak belirtilen bir olaydır. Işığın hangi dalga uzunluğunu hangi oranda bulundurduğu esastır. Fizik bakımından renk türü titreşimde ışık dalgalarından ibarettir. Bu ışık-renk dalgaları değişik uzunluktadırlar. 

Genelde sıcak renkler uyarıcı, soğuk renkler ise gevşetici ve dinlendirici etki bırakırlar. Sıcak renk grubu sarı, kırmızı ve turuncu renklerden, soğuk renk grubu ise yeşil, mavi ve mor renklerden oluşmaktadır.  

Renk, tasarımda dikkati artırır, izleyen üzerinde güçlü, duygusal ve psikolojik etkileri vardır. Sıcak renkler, izleyeni uyarır ve neşelendirir. Soğuk renkler ise yatıştırıcı ve dinlendiricidir. Soğuk renkler aşırı dozda kullanıldıklarında kasvetli, hatta moral bozucu bir etki yaratabilirler. Aynı şekilde, sıcak renkler de insanları şiddete yöneltebilir. Sıcak renkler sayfadan çıkıyormuş izlenimi verirler ve daha önde görünürler. En önde görünen renk ise sarıdır. Soğuk renkler ise uzaktaymış izlenimi yaratabilmektedirler. 

Kırmızı rengi heyecan ve huzursuzluk duygusunun yoğun yaşanmasına sebep verir. Gerektiği kadar kullanıldığında samimiyet ve hoşlanma duygusunu harekete geçirebilir. Sarı rengi aydınlığın temsilcisi olan bu renk neşe ve canlılığı artırabilir. Mavi rengi gökyüzünün rengi olan mavi soğuk ve sakin bir renktir. Karar verme, yaratıcılığı arttırma gibi etkileri bulunabilir ve inanma duygusunu da artırabilmektedir. Yeşil rengi baharı ve ormanı temsil eder. Tazelik, gençlik, memnuniyet ve huzur telkin eden bir renk olabilmektedir.  

Mor rengi yok olmanın ve ölümün temsilcisidir. Hüzün, korku, pişmanlık duygusu yaratabilmektedir. Beyaz rengi temizlik, saflık, ferahlık duygusu verebilmektedir. Siyah rengi gecenin rengidir, ağırlık, saflık, ciddiyet ve tehlikenin temsilcisi olabilmektedir. Gri rengi ise olgunluk, rahatlık, temkinli olmayı telkin eden bir renktir. Denge kurmada kullanıldığında yanındaki rengi belirgin hâle getirebilmektedir. 

Tipografi: Tipografi, harf ve sembollerle yapılan yazı sanatı olarak tanımlanabilir. Harflerle yapılan görsel ve işlevsel düzenlemelere tipografi denebilir. Yol işaretleri, reklam panoları ve ürün ambalajı, tipografinin fiziksel dünyada kullanıldığı yerlere örnek teşkil etmektedir. Günümüzde internet bir grafik ortamı hâline geldiği için tipografi sanatı da bir çok yönde kullanılmaya başlanmıştır. Font yani yazı tipleri bir çok çeşitlilik gösterebilmektedir. 

Kişisel marka bilinirliği için yazı tipi en önemli unsurlardan birisidir. Namık Kemal Sarıkavak, zaman içerisinde tipografinin algılanışında farklılıklar olduğundan söz etmiş ve şu tanımı yapmıştır: (Selamet, 2011: 243) “Tipografi, harflerin ve yazınsal görsel iletişime ilişkin diğer ögelerin hem görsel, işlevsel ve estetik düzenlemesi hem de bu ögelerle oluşturulan bir tasarım dili ve anlayışıdır”.  

Büyük harf, küçük harf, harf aralıkları, genişlikleri, uzunlukları… italik, kalın vb. ayrımlarla görsel olarak kullanım alanına göre seçilebilmektedir. Televizyon, internet, dergi, bilgisayarlar gibi gelişen teknolojilerle tipografi yalnızca sabit bir yazı olmaktan da çıkmış, videolarda da fazlasıyla yerini almıştır. Yazı tiplerine her yeni gün yenileri eklense de bunlar tırnaklı ve tırnaksız yazı tipi ayrımı olarak belirli çerçevelerde hareket edebilmektedir.  

Tırnaksız Yazı Tipi (Sans Serif): Ana özelliği harflerin uç kısımlarında tırnak, çengel, çentik, çıkıntı gibi yapıların olmamasıdır ve bu sayede en üst seviyede estetik sağlanmış olur. Ancak çok uzun yazılarda, okuyucu konsantre oldukça yazıların sanki birbirine geçtiğini hisseder ve gözler çok çabuk yorulur. Bu gruptaki fontlar daha çok levhalar, başlıklar, kısa çocuk kitapları gibi kısa ve estetik kaygısı yüksek yerlerde kullanılabilir.  

Tırnaklı Yazı Tipi (Serif): Tırnaklı yazı tipleri ise çok yaygın olarak kitaplarda ve ansiklopedilerde hâlen kullanılmaktadır. Sağladığı en büyük fayda gözleri yormaması ve anlaşılır olmasıdır. Harf uçlarına eklenmiş çıkıntılar, harfleri daha belirgin ve anlaşılır kılmaktadır ve bu sayede gözler bir harfi tam görebilmek ve beyne iletebilmek için çok daha az vakit harcamaktadır. 

Doğru yazı tipini kullanmanın yararları vardır. Birincisi, okuyucunun dikkatini çeker ve belirli bir ruh hâli veya his iletir. Bu, okuyucunun konsantrasyonunu, ilgi seviyesini ve okumaya devam etme isteğini etkiler. İkincisi, görsel olarak çekici sunum yazı tipleri, iletişimi ve izleyici katılımını kolaylaştırır.  

Teknik açıdan bakıldığında, başlık, paragraf ve madde imleri için ayrı yazı karakterleri kullanmak gibi içerik önemini ve işlevlerini belirlemek için farklı yazı tipi ve yazı boyutları kullanılır. Grafik tasarım söz konusu olduğunda, doğru yazı tipleri uyum, süreklilik ve basitlik yaratmaya yardımcı olur. Son olarak, düzenli olarak halkla iletişim kuran şirketler ve kuruluşlar için, yazı tipi marka bilinirliğini oluşturabilmektedir.