İçerik Analizi

TANIM

Bilimsel bir araştırmada yöntem, araştırmacının doğruyu ararken kullandığı en önemli araçlarından biridir. Karanlık yağmur ormanında yolunu kaybetmiş bir insan için pusula ne kadar önemliyse, bilim insanları için de yöntem o kadar önemlidir.
  Özellikle anlamın kendini doğrudan vermediği karmaşık konularda, içinde dolaştığımız zihinsel labirentte kaybolmamak için, kat edilen parkurun yapısını kavramamıza sağlayacak bir desen veya başlangıç noktasıyla ilişkimizi koparmamayı sağlayacak bir iplik parçası (Ariadne’nin ipliği1) gerekir. (Bilgin,2014)

Tarih boyunca ‘içerik analizi’ birçok bilim insanı tarafından farklı görüşlerde tanımlanıştır:

İçerik analizi politik söylemin istatiksel anlambilimidir. (Kaplan, 1943)

İçerik analizi, iletişimin sunulan içeriğinin tarafsız, sistematik ve niceliksel tanımıdır (Berelson, 1952)

İçerik analizi, metinden çıkarılan geçerli yorumların bir dizi işlem sonucu ortaya konulduğu bir araştırma tekniğidir. Bu yorumlar, mesajın göndereni, mesajın kendisi ve mesajın alıcısı hakkındadır (Weber, 1989)

“İçerik analizi, söylemin görünen, kolayca yakalanan, sergilenmiş ve ilk bakışta algılanan içeriği yerine, gizil, üstü örtülü içeriğini ortaya çıkarmayı sağlamaktadır. Dolayısıyla içerik analizi, mesajda, bireyi görünmeden etkileyen öğelerin belirlenmesine yönelik “ikinci bir okuma”dır” (Bilgin, 2006)

İÇERİK ANALİZİNİN TARİHİ SERÜVENİ

  “Literatürde ilk içerik analizi uygulaması, Speed’ in 1893 yılında yaptığı “New York Gazetelerinin Konu Analizi” çalışmasıdır.” (Yüksel, 2004)

  “Gerçekte içerik analizinin sistematik ve kapsamlı bir şekilde kullanımı ise, Lasswell’in 1925 yılında yapmış olduğu “Prusya Okul Kitaplarında Askeri Stereotipler” adlı çalışmasında ve 1947 yılındaki doktora tezinde görülmektedir. Bu anlamda Lasswell, alanda öncü bilim adamı olarak kabul edilebilir.” (Gökçe-Bilgin, 1988).

   “İçerik çözümleme tekniklerinin ilk uygulamaları, 16. yüzyıla değin uzanmaktadır. O günlerin tek iletişim kanalı olan gazeteler üzerinde yapılmıştır. Gazetelerde dinsel, ilahi gibi mesajların ne ölçüde yer aldığı bu yöntem kullanılarak öğrenilmeye çalışılmıştır. Günümüzde kullanılan içerik çözümleme tekniklerinden uzak bu araştırmalardan sonra, asıl gelişmenin 20. yüzyıl başlarında olduğu görülmektedir.” (Yüksel, 2004)

“İçerik analizinin, XX. yüzyıl başında, Columbia Gazetecilik Okulu’nun gazetelerin nicel analizine ilişkin çalışmalarıyla ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Çeşitli konu başlıklarının envanterini yapmak, basın organlarının evrimini izlemek, yazıların “sansasyon” düzeyini ölçmek, kent ve kır kesiminde çıkan günlük ve haftalık yayınları karşılaştırmak, bu “çalışmaların temel konularıdır.” (Bilgin, 2014))

  Berelson, 1940- 1950 döneminde metodolojik planda Lazarsfeld’in yardımıyla, yöntembilim ile ilgili olarak içerik analizinin kurallarını belirlemiştir. Bu kurallar, iletişimin görünen içeriğinin betimlenmesindeki nesnellik, sistematiklik ve nicelliktir. Kuralları belirlediği için Berelson ‘un içerik analizinin yaratıcısı olduğu sanılsa da daha önce belirtildiği gibi içerik analizinin esas yaratıcısı Lasswell’dir. (Bilgin, 1988).

   “İçerik çözümleme tekniklerinin ilk uygulamaları, 16. yüzyıla değin uzanmaktadır. O günlerin tek iletişim kanalı olan gazeteler üzerinde yapılmıştır. Gazetelerde dinsel, ilahi gibi mesajların ne ölçüde yer aldığı bu yöntem kullanılarak öğrenilmeye çalışılmıştır. Günümüzde kullanılan içerik çözümleme tekniklerinden uzak bu araştırmalardan sonra, asıl gelişmenin 20. yüzyıl başlarında olduğu görülmektedir.” (Yüksel, 2004)

İçerik analizi 1950-1960 arası dönemde yaygınlaşmış ve çeşitli disiplinlerde gittikçe genişleyen bir uygulama alanına sahip olmuştur. İçerik analizinin siyasal bilimler, gazetecilik, sosyoloji ve psikolojiden sonra etnoloji, tarih, psikiyatri (psikanaliz) ve dilbilim gibi disiplinlere de girerek gelişmiştir. (Yüksel, 2004)


İçerik analizinde 1960 ve sonrasında üç temel olgu belirleyici olmuştur. Birincisi; bilgisayarların kullanımı, ikincisi; sözel olmayan iletişime ilginin ve semiyolojinin gelişimi ve üçüncüsü de dilbilim çalışmalarındaki gelişmelerdir. Bilgisayarların ilk olarak ortaya çıktığı 1944 yılından sonra hızla gelişen bilgisayar teknolojisinin içerik analizine sağladığı olanaklar “General Inquirer” (1966) adlı kitapta değerlendirilmiştir. (Tavşancıl- Aslan, 2001)

İÇERİK ANALİZİNİN KULLANIM ALANLARI
İLETİŞİM

-Sözel-yazılı malzeme içeriğindeki eğilimleri betimlemek.
– Kitle iletişimlerinin toplum üzerindeki kültürel etkisini araştırmak.
– Gazete, radyo ve TV haberlerinin analizini yapmak.
– Çeşitli sözel-yazılı iletişim araç ve ortamlarını veya bunların düzeylerini, niteliklerini karşılaştırmak.
– Sözel-yazılı iletişim malzemelerinin okunabilirliğini saptamada araç olarak kullanmak.
– Sözel-yazılı malzemelerin üslup özelliklerini ortaya çıkarmak.
– Telefon çağrıları veya iş notlarından hareketle bir işletmenin formal ve informal iletişim ağını belirlemek.
– Fotoromanlarda kadın rolü stereotiplerini belirlemek.
– Bir reklam kampanyasının amaca uygunluğunu sağlamak üzere bu kampanyada kullanılan temel ve yan temaların karşılaştırmalı analizini yapmak.

Ayrıca İçerik Analizi;
Politika
Psikoloji
Sosyoloji
Edebiyat
Eğitim
gibi bilim dallarında da bir araştırma yöntemi olarak kullanılmaktadır. (Tavşancıl-Aslan, 2001)

                         İÇERİK ANALİZİ NASIL YAPILIR

 
İçerik çözümlemesinde veri, belirli bir amaç için belirli simgelerle, belirli kanallarda yer alır ve bilgi kaynağı ile simgesel biçimi arasında bir köprüdür. Bu durumuyla verilerin gerçek dünyayı simgelerle temsil eden bir özelliği vardır (Aziz, 1994). Çizgi romanlar, edebi metinler, tiyatro, TV dramaları, reklamlar, filmler, siyasal konuşmalar, tarihsel belgeler.
Alan Wurtzel, çözümlemenin altı evresi olduğunu belirtir:
•  Araştırma nesnelerini ya da hipotezlerini geliştirmek,
•  Analiz birimlerini kurmak,
•  İçerik kategorilerini belirlemek ve tanımlamak,
•  Örneği (örneklemi) seçmek,
•  Kodlama ve güvenirlik evresi,
•  Bulguları çözümlemek ve değerlendirmek (Güngör, Binark, 1993)

PROBLEMİN SAPTANMASI; GENEL AMACIN, HİPOTEZLERİN OLUŞTURULMASI
  İçerik analizi uygulanarak yapılan araştırmalarda önce problem belirlenir. Örneğin; bir araştırmacı “Medyada sosyal gerçeğin olduğu gibi yansıtılmadığını”, bir başka araştırmacı da “Belli bir zaman süreci içinde belli değer yargılarının, normların, tutumların vb. değişip değişmediğini” saptamak isteyebilir. Bunun gibi bazı problem örnekleri çoğaltılabilir. Burada önemli olan, bu problem cümlelerinden araştırmanın genel amacının belirlenmesi ve formüle edilmesidir. Genel amaç belirlenerek problem araştırılabilir hale getirilir, bu genel amaç doğrultusunda oluşturulacak sorular/hipotezler ile de araştırmanın genel amacına cevap verilebilecek ölçütler saptanmış olur. (Tavşancıl-Aslan, 2001)

EVREN VE ÖRNEKLEM
  Bir araştırmada içerik analizi yapılarak eldeki materyallerden, materyallerin ötesinde bir sosyal gerçeğe ilişkin yorumlar/çıkarımlar yapılmak istenmektedir. Bu nedenle, üzerinde analiz yapılacak materyaller saptanmalıdır. İçerik analizi yapılan araştırmada da işe evrenin kesin olarak sınırlandırılması ile başlanması gerekir. Diğer bir deyişle, “genel evren” ve “çalışma (araştırma) evreni” belirlenmelidir. İçerik analizinde, çalışma evreni, araştırma sonuçlarının genellenebileceği materyallerin tümüdür. Bütün materyalleri tek tek ve eksiksiz çözümlemeyi amaçlayan bir araştırma, tam sayım olarak nitelendirilir (Gökçe, 1995).

1) Olasılığa Dayalı Olmayan Örnekleme        2) Olasılıklı Örnekleme

A) Gelişigüzel Örnekleme                                  A) Basit Yansız (Tesadüfi) Örnekleme
B) Maksatlı                                                         B) Tabakalı Örnekleme                   
C) Kota Örneklemesi                                          C) Küme Örnekleme
                                                                            D) Çok Aşamalı Örnekleme

BİRİMLER
Kirippendorff, içerik analizinde kullanılabilecek birimleştirmeleri beş grup altında toplamaktadır.

A- Fiziksel birimler: İncelenmek amacıyla ele alınan mesajın bulunduğu iletişim aracının (gazete, dergi, TV Programı…) fiziksel olarak incelenmesi: uzunluğunun kapsadığı alanının, saatin, dakikanın vb. ölçülmesi. Bu tür çözümlemede mesajın içeriği ile ilgili çözümleme söz konusu değildir.

B- Sözdizimsel birimler: Mesajın verildiği dilbilgisi ile ilgili birimleştirmedir. Fiziksel birimleştirmede olduğu gibi mesajın anlamı ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Kelimeler yazılı olarak dokümanların en küçük sözdizimsel birimleridir. Görüntülü kitle iletişim araçlarında sözdizimsel birimler ise televizyon showları, yayınlardaki haber parçaları ya da film içindeki kurgulanmış sahnelerdir. Sözdizimsel birimler fiziksel birimlerden daha doğaldır çünkü kaynak tarafından oluşturulmuş ayrımları (sınırları) kullanmaktadırlar.

C- Gönderimsel Birimler: Birimleştirmeler bazen amaca bağlı olarak belirli objeler, olaylar, kişiler, ülkeler, ya da hareketler ve düşüncelere göndermeler yapılarak oluşturulabilirler. Örneğin ABD’nin 37. Başbakanını “O”, “Çin’i ziyaret eden ilk Başkan, “Richard M. Nixon”, Tricky Dick” ya da “1969-1974 yılları arasında Beyaz Sarayı, işgal eden kişi” biçiminde ima etmek mümkündür. Her biri farklı biçimlerde olmasına rağmen hepsi de aynı kişiyi ifade etmektedir.

D- Önermesel Birimler: Bazen sözdizimsel ve gönderimsel birimleştirmenin kullanılması ile ortaya çıkmayan tutum ve davranışlar olabilir. Uzun bir cümleden bir çözümleme yapılmak istendiğinde bu cümleye bazı önermeler yapmak mümkündür. Holsti, aşağıdaki birimleri içeren bir yapıda politik dokümanların yazılmasını ve tekrar ifade edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
•  Alıcı ve anonim niteleyici kelimeler
•  Dokümanın yazarının dışındaki alıcı ve niteleyici kelimeler
•  Anlaşılmış ve niteleyici kelimeler
•  Hareket ve niteleyici kelimeler
•  Konu olan nesne ve niteleyici kelimeler
•  Hedef ve niteleyici kelimeler
  Benzeri biçimde Gerbner de tek tek kelimelerde açıkça bulunmayan ya da belirli bir nesneyi ima eden ideolojik ön yargıları analiz etmek için gazetelerden önergeler seçmiştir.

E- Konusal Birimler: Bir mesajdaki anlatım, açıklama ve yorumların içeriğinin özel yapısal tanımlanmasıdır. Kullanılan sözcüklerin hangi anlamda kullanıldığının bilinmesiyle konusal birimleştirme yapılabilir. Konusal birimler folklor (halkın malı olan gelenek, inanç, atasözü ve masallar) analizinde yaygındır. Folkloristik konuları birimleme bu konuda geniş bir araştırma yapan Thopson’a (1932) kadar uzanmaktadır. Tarihi bir çeşit folklor olarak gören Armstrong (1958) ise konusal birimleri kullanmada bazı problemleri gözden geçirmiştir. “Çocuklar İçin Irklararası Kitaplar Konseyi” adlı yayında cinsel ve ırksal konuların bir listesine, ABD tarih kitaplarında varolan stereotiplere ve çarpıklıklara yer vermiştir (Kripendorff, 1980:63). Analiz yapılırken materyal çok sayıda eşit parçaya ayrılır. Bu parçalar analiz birimi olarak kullanılır.

İÇERİK ANALİZİNİN GÜVENİRLİĞİ VE GEÇERLİĞİ

  “İçerik analizi tekniklerinin güvenirliği büyük ölçüde kodlama işlemine bağlıdır (Ghiglione, 1978): Bu ise, kodlayıcıların ve kodlama kategorilerinin güvenirliğiyle ilgilidir. Kodlayıcının güvenirliği, farklı kodlayıcıların aynı metni aynı şekilde kodlamalarını veya aynı kodlayıcının aynı metni farklı zamanlarda aynı şekilde kodlamasını gerektirmektedir. Kategorilerin güvenirliği, açık-seçik olmalarına bağlıdır. Belirsiz kategoriler, güvenirliği azaltmaktadır. Bu iki güvenirlik boyutu birbiriyle yakından ilgilidir. Örneğin, güvenilir kategoriler olmadan çalışan kodlayıcıların güvenirlikleri düşük olacaktır.” (Bilgin, 2014)

  İçerik analizinin geçerliği ise, amaçlar ve araçlar arasındaki uygunlukla ilgilidir. İçerik analizi tekniklerinin olayları/mesajları bozmadan amaca ulaşmayı sağlaması gereklidir. Tıpkı diğer yöntemler için olduğu gibi, içerik analizi için de farklı geçerlik türlerinden söz edilebilir: İçerik geçerliği, tahmin geçerliği, karşılaştırma geçerliği, yorum geçerliği. Bunların ölçülmesi ya da test edilmesi, içerik analizi dışındaki yöntemlerinkine benzerdir. Örnek olarak alkolikler üzerinde yapılmış bir içerik analizi uygulamasını alalım. Çeşitli sentaks göstergeleri sayesinde alkoliklerin konuşmalarındaki bazı özellikler saptanabilir: isim, sıfat, fiil…. vb. öğelerin frekansları. Eğer biz, alkoliklerin vokabülerini ölçmek istiyorsak, bu durumda içerik geçerliği söz konusudur. İkinci olarak, dezintoksikasyon tedavisinin süresini tahmin etmeye çalışabiliriz; burada, tahmin geçerliği söz konusudur. Alkolik olanların ve olmayanların vokabülerini karşılaştırabiliriz ve bu üçüncü durumda karşılaştırma geçerliği söz konusudur. Nihayet, örneğin alkoliklerin bellek (mnemonik) kapasitelerine ilişkin yordamalar yapmayı amaçlayabiliriz; burada ise yorum geçerliği söz konusu olacaktır. (Ghiglione, 1978)

İÇERİK ANALİZİ TEKNİKLERİ

1) Frekans Analizi
2) İlişki Analizi
3) Kategorisel Analiz
4) Değerlendirici Analiz
5) Kapalılık Göstergesi
6) Vokabülerin Zenginliği
7) Okunabilirlik Göstergesi
8) Özetleyici İçerik Analizi
9) Açıklayıcı İçerik Analizi
10) Yapısal İçerik Analizi
11) Duygusal Yön Analizi
12) Anlamsal İçerik Analizi (Semantik Analiz)
13) Niyet-Güdü Çıkarımları İçin İçerik Analizi

Frekans Analizi
  Frekans analizi en basit şekli ile birimlerin nicel (yüzdesel ve oransal) olarak görünme sıklığını ortaya koymaktadır. Analizi yapılan materyalde mesaj öğelerinin hangi sıklıkta görüldüğünün sayılması amaçlanmışsa, sayılabilecek nitelikte birimler, örneğin sözcükler saptanır ve analiz göstergeleri frekans türünde ifade edilir. Bu analiz türü belirli bir öğenin yoğunluğunu ve önemini anlamayı sağlamaktadır. (Bilgin, 1988)


İlişki Analizi
  “Bu analiz türünde mesajdaki her bir öğe yerine öğeler arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Osgood (1959) tarafından geliştirilen bu analiz, basit frekans analizi ile yetinmek istemeyen araştırmacılar tarafından tercih edilebilir. İlişki analizinde, birimlerin kaç kez görüldüğü değil, hangi öğenin diğeri ile beraber kaç kez görüldüğü, çeşitli mesaj ögelerinin hangi ilişki yapısı içinde bulunduğu saptanmaya çalışılmaktadır. Diğer bir deyişle, aynı mesaj içinde iki veya daha fazla sayıda öğenin birlikte görülme olasılığı hesaplanmaktadır.” (Bilgin, 1988)

Kategorisel Analiz
  “Kategorisel analiz genel olarak belirli bir mesajın önce birimlere bölünmesi ve ardından bu birimlerin önceden saptanmış ölçütlere göre kategoriler halinde gruplandırılmasıdır. Kategorisel analizde de kategorilerin frekansı saptanır. Bu şekilde tıpkı mesaj öğelerinde olduğu gibi, kategoriler için de yoğunluk ve önem saptama yoluna gidilebilir.” (Bilgin, 1988)

Değerlendirici Analiz
“Bu analiz türü, bir mesajdaki olumlu ve olumsuz tutumları ölçmek amacıyla kullanılmaktadır. Osgood ve arkadaşlarının (1959) geliştirdiği bu yöntemin kuramsal çerçevesi, temsili bir dil anlayışına dayanmakta ve insanın duyguları, düşünceleri ve bunun gibi özelliklerinin kullandığı dile yansıdığı, böylece mesajın analiziyle verici hakkında bilgi edinilebileceği varsayılmaktadır. Mesaj kaynağının belirli bir objeye ilişkin sözleri analiz edilerek, bu obje hakkındaki tutumların yönü (olumlu, olumsuz) ve yoğunluğu (tutum objesine karşı veya taraftar oluşun düzeyi) belirlenmektedir.” (Tavşancıl-Aslan, 2001)


Kapalılık Göstergesi
Taylor tarafından geliştirilen kapalılık göstergesi, bireylerin dış dünyadaki uyarıcıları tek tek değil birbiriyle ilişkili bir bütün olarak algıladığı görüşünü savunan Gestalt kuramına dayanmaktadır. Bu algılama tarzı iletişim alanında da geçerlidir. Bir metni okuyan veya bir resme bakan bireyden metindeki eksik sözcükleri ve resimdeki eksik yanları tamamlaması istenmektedir. Bazı metinler kolay, bazıları daha zor tamamlanabilmektedir. Dolayısıyla metinlerin okunabilirlik düzeylerinin farklı olduğu saptanabilmektedir. Bazı metinler diğer metinlerden daha kolay anlaşılabilir bir özelliktedir. Diğer bir deyişle, kapalılık göstergesinin amacı, metinleri okunabilirlik değeri açısından ayırt etmektir. Bu analiz türü yazılı metinlerin dışında, ikonik ve müzikal mesajlara da uygulanabilmektedir. (Bilgin, 1988)

Okunabilirlik Göstergesi
  Flesch tarafından geliştirilen bu analiz türü, çeşitli metinlerin okunabilirliğini (ve aynı zamanda çeşitli olayların insanlara mesafesini) ölçmeyi amaçlamaktadır. Ölçüm aşağıda verilen formül ile yapılmaktadır: (Tavşancıl-Aslan, 2001: 102-103)
İİ= 3.63NW+0.314NS
NW: Kişisel sözcükler
NS: Kişisel ifadeli cümleler
Flesch göstergesi O ile 100 arasında değişmekte ve belirli bir metni halkın yüzde kaçının anlayabileceğini göstermektedir. Flesch’in geliştirdiği okunabilirlik göstergesi Moles (1971) tarafından, çeşitli mesajların bireye uzaklık derecesini belirlemeyi sağlayacak şekilde yeniden geliştirilmiştir. Moles, Flesch’in okunabilirlik göstergesini, kelime ve cümle uzunluklarından hareketle yazılı metinlerin anlaşılabilirliğini ölçen bir analiz türü olarak Fransızca’ya uyarlamıştır. Moles, anlaşılabilirliği ve okunabilirliği saptamak için, cümlelerin kelime sayısı olarak uzunluğunu sı, kelimelerin harf sayısı olarak uzunluğunu wl ile simgeleştirerek anlaşılabilirlik veya okunabilirlik= 207-1.015s1-0.736wl formülünü geliştirmiştir.

Özetleyici İçerik Analizi
  “Bu türde materyal başka kelimelerle açıklanır. Yani daha az ilgili pasajlar ve aynı anlamlara gelen açıklamalar atlanır. Buna ilk azaltma (first reduction) denir. Daha sonra benzer açıklamalar bir araya getirilir ve özetlenir. Buna da “ikinci azaltma” adı verilir. Burada yapılan, soyutlama düzeyindeki genel cümlelerin materyalden atılmasıdır. Örneğin, işsiz bir öğretmen ile yapılan görüşmede öğretmenin, “… gerçekten oldukça aksi bir durumdu. Ben çok iyiydim, ilk görevim olacağı için oldukça hevesliydim, istekliydim.” şeklindeki cümlesi “oldukça aksi, göreve hevesli olmak” şeklinde yeniden biçimlendirilir. Cümle “işi iple çekmek” şeklinde genelleştirilir. “Sonuçta ilk dersimi vereceğim bir okula gidinceye kadar beklemekteyim” şeklinde devam eden cümle, “öğretmek için beklemek” olarak yeniden ifade edilir ve “işi iple çekmek” şeklinde genelleştirilir. Benzer olan bu iki genelleştirmeden ikincisi atlanır ve diğer cümleler “işe başlayamamak, bir şok olduğu gibi eğlenceli” şekline indirgenir.” (Flick, 1997), (Tavşancıl-Aslan, 2001)

Açıklayıcı İçerik Analizi
  “Bu tür ters yönde çalışır. Analiz edilen materyal, içindeki birbiri içine girmiş, dağınık, karışık ve çelişik pasajlardan arıtılır. Kelimelere veya gramere dayalı tanımlar kullanılır veya formüle edilir. “Dar içerik analizi (Narrow content analysis)”, analiz edilecek pasajları açıklamak için materyalde mevcut ek cümleleri toplarken, “geniş içerik analizi (Wide content analysis)”, materyalin dışındaki bilgiyi (materyalin yazarı, teoriler meydana getiren durumlar) araştırır. Örneğin, yapılan görüşmede bir öğretmen, öğretme sürecindeki zorluklarını, diğer arkadaşlarının tersine “eğlendirici bir tip olma” şeklinde gösteriyor. Öğretmenin bu terimi (eğlendirici tip) ne amaçla söylediğini bulmak için iki farklı sözlükten bu terime ait tanımlar ele alınır. Daha sonra bu tanıma uygun bir öğretmenin özellikleri, görüşme yapılan öğretmenin materyaldeki cümleleri aracılığıyla araştırılır. Daha sonraki pasajIara başvurulur, bu pasajlardaki meslektaşlarının benzer tanımlarıyla açıklayıcı bir ifade formüle edilir. “Eğlendirici tip, dışa dönük, cesur, canlı, kendine ve yeteneğine güvenen özellikler” çerçevesinde tanımlanır. Bu açıklama tanımlanan kavramın kullanıldığı materyal içinde tekrar değerlendirilir.” (Flick, 1997), (Tavşancıl-Aslan, 2001)

Yapısal İçerik Analizi
  Bu tür, materyal içindeki biçimsel yapıları araştırır. Yapılandırma kurallı, simgesel, derecelendirme düzeyinde veya içeriğe ilişkin yapılır. Materyalin içsel yapısı kurallar açısından ayıklanır, içeriğe ilişkin bazı düzeylere göre materyalden seçme yapılır ve kısaltılır. Materyaldeki çarpıcı ve belirgin özellikler araştırılır ve tam olarak tanımlanır. Son olarak materyal ölçek formundaki bazı boyutlara göre oranlanır. Örneğin, projedeki ana sorulardan biri “İşe başlayamamadan kaynaklanan şok bireyin kendine güvenini etkiledi mi?” sorusudur. Bu nedenle özgüven ölçeğin konusudur ve dört kategoride ele alınır: (Tavşancıl-Aslan, 2001)
Özgüven (CL): Yüksek
Özgüven (C2): Orta
Özgüven (C3): Düşük
Özgüven (C4): Sonuca varılmaz
  Her bir derece için bir tanım formüle edilir. Bu süreç kodlamaya ilişkin kuralların formüle edilmesi ile tamamlanır. Bu kodlamalar pasajların içindeki özgüvene ilişkin cümlelerin araştırılması için kullanılır. Bu sınıflandırmalar kategori içinde yer alan değişik derecelerdeki frekansların analiz edilmesi amacıyla ölçeğe aktarılır (Flick, 1997), (Tavşancıl-Aslan, 2001)

Duygusal Yön Analizi
  Analizin ilk aşamalarında kategorilere ayrılan herhangi bir sözel/yazılı materyalin yönü, eğilimi veya tutumu hakkında bilgi edinmek üzere yapılan işlemlere Duygusal Yön Analizi denir. (Tavşancıl- Aslan, 2001)
   “Analizi yapılacak materyal önce içerik birimlerine ve/veya kategorilere ayrılır. Bu aşamada, araştırma problemi ve materyalin özelliğine göre ya toplam cevaplar alınır ya da bu cevaplan meydana getiren cümle, cümlecik, sözcük veya kavramlar şeklinde birimlere ayrılır. Analizde toplam cevap veya daha alt birimlere ayırma yönünde tercih kullanılırken, eğer toplam cevaplar birim olarak alınmayıp, cümle, cümlecik, sözcük veya kavramlar alınıyorsa, bu ikisi arasında belirli bir farklılığın algılanması ölçütü esastır. Belirli bir farklılığın algılanması ölçütü, her bir birimin diğerinden farklı bir anlamının veya mesajının olmasını ifade eder. Buna göre içerdiği anlam veya mesaj bakımından bir toplam cevaptaki cümle, cümlecik, sözcük veya kavramları birbirinden ayırarak analiz birimleri saptanabilir.
Bundan sonra birimlerin kategorilere yerleştirilmesi, her bir kategoriye giren birim sayısı (kategorilerin frekansı) ve duygusal yönün saptanması veya diğer analizlerin yapılabilmesi mümkün olur.” (Arık, 1992), (Tavşancıl-Aslan, 2001)

Anlamsal İçerik Analizi (Semantik Analiz)
  İnsanların belli kavramlara karşı duygularını, tutumlarını ya da düşüncelerini araştırma yöntemi olarak Charles Osgood (1967) tarafından geliştirilmiştir. Eğer bu duyguların, tutumların ve düşüncelerin büyük oranda kişinin toplumsal-kültürel deneyimlerinden kaynaklandığını varsayarsak, Osgood’un Barthes tarfından yan anlamlar olarak nitelenen şeyi ölçmeye çalıştığını görürüz. Yöntem 3 aşamadan oluştur: (Fiske, 1996)
  Araştırılacak değerleri belirlemek ve bunları beşli ya da yedili ölçek üzerinde ikili karşıtlık kavramları olarak ifade etmek.
  Bunların bir örnekleme ya da seçilmiş gruplara uygulamak ve her bir ölçekteki yanıtları kaydetmek
Sonuçların ortalamalarını almak.


Niyet-Güdü Çıkarımları İçin İçerik Analizi
  İncelenen problem alanına ilişkin güvenilir kuramlar veya modeller varsa, deneklerin niyetleri veya güdüleri hakkında daha ayrıntılı analizler ve çıkarımlar yapılabilir. Örneğin, bir gazete yazarının bilime verdiği önem derecesini, bilime karşı olup olmadığını, bilimsel tutum yerine başka bir görüşün propagandasını yapıp yapmadığını saptayabilmek için bilim, bilimsel yöntem, bilimsel tutumla ilgili güvenilir ve üzerinde anlaşmaya varılmış tanımlara, açıklamalara dayanan bir bilgi yapısına veya modele gerek vardır. Bu bilgi yapısı veya model ölçüt olarak alınıp, deneklerden elde edilen sözel-yazılı materyaller değerlendirilir ve deneğin niyeti, temel güdüleri hakkında çıkarımlar yapılabilir. (Tavşancıl-Aslan, 2001)